http://www.hitwebcounter.com/htmltutorial.php
<>

Created by Crazyprofile.com

 

BU SİTENİN AMACI

Engelli bireylerin başarılarının teşhiriyle toplumdaki bakış açısını değiştirmek. Buna bağlı olarak, engelli kişilerin yaptıklarını övgüye değer bulup takdir edilmesini sağlamak. Ve ulaşılabilen tüm engelliler ile ailelerine farkındalıklarını gösterebilmek.

Tüm önerilere de açık olacak biçimde en güçlü site konumuna en kısa zamanda ulaşmak.

Başarı Öykülerinin Birleştiği Adres

 

BİLİYORMUSUNUZ!

 "BENİM SEVGİLİLER GÜNÜN DE HİÇ RANDEVUM OLMADI, ÇÜNKÜ HİÇ SEVGiLİM OLMADI."

AMA GENEDE, 

ZORU HEMEN BAŞARIRIZ İMKANSIZ BIRAZ ZAMAN ALIR

 

            3 Ağustos 1967’de Ankara’da ailemin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldim. Bir çok çocuk için zor olan şeyler benim için imkansızdı. Ama daha o yaşlarda karar verdim hiç bir şeyin imkansız olmayacağına… Beni hayata bağlayan ayaklarım değil, umutlarım olacakdı.

            Ailem beni hayata alıştırmaya, kendileri de engelli bir çocuk büyütmeye çalışırken 26 Ocak 1969 yılında kardeşim Levent doğdu. Annem ve babamın akraba evliliği yapması nedeniyle Levent de benim gibi özürlü olarak dünyaya geldi. Levent ile hep sımsıkı sarıldık birbirimize, bizi bizden daha iyi kim anlayabilirdi ki…

            Her zaman çok meraklı biri oldum. Her şeyi araştırmalı, öğrenmeliydim. Dünya kocamandı ve ben dünyayı tanımalıydım. Özrüm buna engel olmamalıydı. Ve karar verdim! Okula gitmeli ve  okuma -yazma öğrenmeliydim. İlk önceleri evimizin yakınındaki bir okula gittim. Ama o zamanlar bu hiç kolay olmadı. Şimdiki gibi ne tekerlekli sandalye vardı ne de beni okula götürüp getirecek bir araç. Annem iki özürlü çocuğa bakmak ve bizden büyük olan ablam ve abimle de ilgilenmek, tabi ki babam da evi geçindirmek zorundaydı. Daha sonra eve bir öğretmenin gelmesine karar verdik. Bu sayede okuma- yazma ve hatta matematik bile öğrendim. Ufkum genişlemeye başlamıştı. Dünyada neler olup bittiğinden haberdar oluyordum artık. En azından babamın işleriyle ilgili muhasebe hesaplarını anlayabiliyordum. Bu o zamanlar benim ve ailem için imkansızı başarabileceğimin bir kanıtı oldu. Kendimi eve hapsetmedim hiç bir zaman. Yakınlarımın yardımı ile dışarıya çıktım hayatla bağımı koparmadım.

            1983 senesinde teknoloji ile ilgilenmeye başladım. Amcam sayesinde Bilgisayar ile tanıştım. O zamanlar bilgisayar teknolojisi Türkiye için daha çok yeniydi. Amcam Ingiltere’den Sincler marka ilk bilgisayarımı getirdi. Yine bir öğretmen yardımı ile çok kısa sürede BASIC ve Dbase programlarını öğrendim. Daha sonra da PASCAL6 bilgisayar dilini kendi çabamla geliştirdim. Bilgisayar hayatıma girdikten sonra daha çok sosyalleşmeye başladım. Yaptığım bilgisayar programları bir çok dergide yayımlandı. Zaman içinde de Photoshop, Microsoft Front Page ve daha bir çok programı öğrendim. Hala da büyük bir gayretle tüm yenilikleri yakından takip etmeye çalışıyorum.

            Bilgisayar‘dan sonra 1994 yılında ‘ayaklarım’ dediğim tekerlekli sandalyeme kavuştum. Bundan sonra kimse beni taşımak zorunda kalmayacaktı, evin içinde özgürce dolaşmaya başladım.  Daha sonra evimizin bahçesinde, Ankara sokaklarında, Marmaris’de…

            Tabi hayat acı ve tatlı sürprizlerle dolu. Tetris oynamayı , sabır küpü yapmayı ve önemli tarihleri ezberlemeyi cok seven, günde bir demlik çay içen  kardeşim Levent 2006 eylül ayında yaşamını yitirdi. Önceleri çok zor geldi yokluğu. 40 yıl aynı evde hiç ayrılmadan aynı dertleri aynı kaderi paylaştık biz…. Zaman herşeye ilaç oluyormuş gerçekten. Önemli olan yaşamayı sevmek ve bağını koparmamak.

            Bu internet sitesi sayesinde benim gibi bir çok engelli arkadaşa hayattan kopmamalarını, hayata sımsıkı  sarılmalarını bedenlerindeki engeli zihinlerine vurmamalarını göstermek istedim. Bu dünyaya geldiysek muhakkak bir amacımız vardır. Örneğin benim sayemde çevremdeki bir çok insan bilgisayar kullanmayı öğrendi. Levent sayesinde de hiç bir özel gün unutulmadı…

 

  “İMKANSIZ BIRAZ ZAMAN ALIR”

 

demiştim ya aslında doğruyu söylemişim.

Levent öldükten sonra bir müddet eski hayatımıza devam ettik. Ama annem eskisi kadar güçlü değildi. Onun için hem bana bakacak, hem de anneme yardım edecek birine gereksinim duyduk. Böyle bir bayanı araştırdık ve bulduk. Eskiden asansörsüz bir evde oturuyorduk. Bu yüzden dışarı cıkmak istememe rağmen çıkamıyor, dışarı çıkmak benim için imkansız oluyordu. Bunun için asansörlü bir eve taşınmamız gerektiğini düşündük.  2008 yılında asansörlü bir eve taşındığımızda artık ben ve ailem çok mutluyduk. İnsanın istediği zaman dışarı çıkabilmesi ne kadar güzel bir duygudur anlatamam. Dışarı çıkıp tamamen farklı şeyler yapabileceğini bilmek o kadar güzel bir duyguymuş ki anlamam. Tamamen özgür olmak ne güzel bir şeymiş. Evimiz sanki biz özürlüler için yapılmış gibiydi, evin önünde bizler için bir rampa bile vardı. Benim gibi olanları o kadar güzel düşünürmüşlerdi ki… Artık ben ve benim gibi olanlar hiç zorlanmadan özgürce dışarı çıkabiliyorduk. Eskiden göz hizasında olan elektrik düğmeleri, yeni evimizde 5 yaşındaki bir çocuğun yetişebileceği yükseklikteydi.

 

Demek ki her şeyin bir zamanı varmış… 

 

ALİ KILIÇAY

 

 

Bazı hikayeler vardır, insan kendi ile bütünleştirir, amaç edinir. Aşağıda deniz yıldızı ile ilgili hikayede benim amacımı anlatıyor. Birbirine yardım etmek el ele sevgiyle bağlanmak ve hayata tutunmak, inat edercesine hayatı sevmek….

 

KENDİ YILDIZINI BULMAK

Bir zamanlar yazılarını yazmak üzere okyanus sahiline giden aydın bir adam varmış. Çalışmaya başlamadan önce sahilde bir yürüyüş yaparmış. Bir gün sahilde yürürken plaja doğru baktığında dans eder gibi hareketler yapan bir insan silueti görmüş. Başlayan güne karşı dans eden biri olabileceğini düşünerek gülümsemiş ve ona yetişebilme ki için adımlarını hızlandırmış. Yaklaştıkça bunun genç bir adam olduğunu ve dans etmediğini görmüş. Birkaç adım koşuyor, yerden bir şey alıyor ve yumuşak bir hareketle fırlatıyormuş okyanusa doğru. Biraz daha yaklaşınca seslenmiş:

- Günaydın. Ne yapıyorsun böyle?                       

Genç adam durmuş, başını kaldırmış ve cevap vermiş:            

- Okyanusa deniz yıldızı atıyorum.   

- Sanırım şöyle sormalıydım, demiş bilge adam. Neden okyanusa deniz yıldızı atıyorsun?

- Güneş çoktan yükseldi ve sular çekiliyor. Eğer onları suya atmazsam ölecekler.

- Ama delikanlı, görmüyor musun ki kilometrelerce sahil var ve baştan aşağı deniz yıldızı ile dolu. Hiç bir şey fark etmez.

Genç adam kibarca dinlemiş, eğilerek bir deniz yıldızı daha almış ve dalgalanan denize doğru fırlatmış.

- Bunun için fark etti.

 

Bu öyküdeki deniz yıldızları gibi dünyada da binlerce engelli var. Biz diğer insanlardan farklı değiliz. Bir tek özgüvenimizi sağlamalı ve birbirimize yardım etmeliyiz. Bu site sayesinde ben de benim gibi engelli bir arkadaşıma yardım edebilirsem ‘Onun için fark etti’ diyebileceğim.

 

EĞER BU OTOBİYOGRAFİMİ OKUYUP DA BENİMLE ARKADAŞ OLMAK İSTEYEN OLURSA

CEP: 0542 345 67 22

 

A kıllı olmak hiçbir zaman

L ider olmak demek değildir,

İ nsan olmak ise, hepsinden önemli bir ERDEMDİR...

 ANA SAYFA DÖNÜŞ